23 Mart 2012 Cuma

Biz İkna Olduktan Sonra..

Bugüne kadar insan gibi anlatmaya çalıştık hep bir şeyleri, ve "adalet" istedik. İddia yığınındaki çarpıklıkları kanıtladık, "temiz" olduğumuzu söyledik. Bir takım ilişkilerden bahsettik, "kumpas" dedik. Ve bunları yaparken hep belli bir çizgide gittik; en önemlisi de sesimizi yükseltmek için savunmayı bekledik.


1 ay önce Çağlayan'da yaptı savunmasını Aziz Yıldırım. İsimler verdi, şahitler gösterdi, belgeler ve sözleşmelerle konuştu ve iddia makamının soruşturma esnasında girdiği hukuksuz işleri anlattı. Anlattı anlatmasına ama, hukuksuzluğu bahane etmedi, her şeyi bir bir açıkladı.


Ancak farkettik ki yetmedi. 


Çünkü linç tam gaz devam ediyor, cahillik almış başını gidiyor. Savunmayı okumaya dahi tenezzül etmeyenler halen"Fenerbahçe kümeye" nidalarıyla salya saçıyor. 


Ve anladık ki artık kullandığımız üsluba da bir "ince ayar" çekmenin vakti geldi.


Bak arkadaşım, seni tanımam, kimsin nesin bilmem. Ama bilirim ki farklı formatlardasın. Kimi zaman "liseli medya"nın emir kulu olmuş bir "gazeteci", kimi zaman yandaş medyanın köpeği, kimi zaman da tuttuğun takım önemli olmaksızın "anti fenerbahçe" zihniyetiyle yaşayan bir zavallısın.


"Bilmemek ayıp değil" derler hani, doğrudur. Ancak 1 ay geçti savunmanın ortaya çıkışının üzerinden. Ve halen okumadıysan, okumadığın halde de "Fenerbahçe kümeye" demekten utanmıyorsan, tam da ıslak odunla dövülesi kıvamdasın.


Bir "inşaat" muhabbetine takmışsın. 


Ama sana "Hasan Pınar" desem, "Bugsaşspor'un sol beki mi" diye sorarsın. Para çıkışlarından bahsedersin, "Stil Yapı'ya gitti, sözleşmeleri de var" desem mavi ekranda kalırsın.


"3 Tarla"dan dem vurursun, ancak o hafta için suçlandığımız üç maçtan neden sadece bir tanesinin iddianamede yer aldığına cevap bulamazsın.


Hayatında hiç Karabük'te bulunmamış Seyit İbrahim Kalender'in Karabükspor'la aramızdaki şike bağlantısı kurduğunu sanarsın.


Daha Fenerbahçe idari menajeri yerine İsveç'te yaşayan menajer Hasan Çetinkaya'yı dinlediğini bile bilmeyen kurumun attığı iftiralara inanırsın.


Tüm bunlara rağmen, suç sende değil aslında. Sana kendini bu kadar değerli hissettirende. Şimdi, ağzındaki köpük tabakasını sil, ve düşün bir zahmet "ben kimim" diye.


Bak açık açık anlatayım. 8 aydır saldırdığın Aziz Yıldırım var ya, sadece yargıda aklanmak ve biz Fenerbahçe taraftarlarını iknâ etmek zorunda. Sana karşı bir yükümlülüğü de yok, hesap verme mecburiyeti de.


Madem ki "düşsün" istiyorsun Fenerbahçe, gazeteciysen köşende yaz, ekrandaysan yırt kendini, taraftarsan yüklen federasyona, yargıya, kendi kulüp yönetimine.


Tüm gazeteler-televizyonlar, tüm kulüpler, ülkedeki tüm kurumlar. Hepiniz birleşin, alayınız gelin. Madem ki güçlüsünüz, madem ki büyüksünüz, varsa o kadar etkiniz bu savunmadan sonra ceza alsın Fenerbahçe.


Yine de uyaralım, büyüklük bizde kalsın. Psikolojine yazık, harcadığın efora yazık. Gel, sen daha fazla rezil etme kendini. 


Çünkü "biz" temiz olduğumuzu bildikten sonra, istersen milyonluk mail kampanyaları düzenle.


"Biz" Aziz Yıldırım'a inandıktan sonra, Twitter'da yırtın, forumlarda ağla, salya saç yine klavyene.


"Biz" ikna olduktan sonra, sen istersen çıplak koş evinden Taksim'e.


Ama bil ki yine sen üzülürsün, zararın en çok kendine.


Çünkü unutma ki, senden de, senin küçük beynine rağmen sahip olduğun geniş hayal dünyasından da, bu kumpası düzenleyen ve ortak olan tüm kurumlardan da büyüktür Fenerbahçe.






Onur İNAL
#sanasozyinebaharlargelecek


https://twitter.com/pikuee

19 Mart 2012 Pazartesi

Mehmet Arslan Hakkında.

Sayın Hürriyet Yöneticileri;

3 Temmuz'dan bu yana zorlu bir süreç yaşayan Fenerbahçe'nin taraftarları olarak; Hürriyet Gazetesi'nin spor sayfalarından oldukça rahatsızız. Bu güne kadar hep bu konuda bir şeyler yapılmasını bekledik, ancak herhangi bir değişiklik olmadığını görüyoruz. Fenerbahçe medya lincine uğrarken, üzülerek görüyoruz ki bu linç kampanyasına Hürriyet'in spor sayfaları öncülük ediyor. Fenerbahçe aleyhindeki her türlü asılsız haber abartılarak verilirken, rakiplerimizin haberleri açıkça hasır altı ediliyor. 

Fenerbahçe "şike" iddiaları nedeniyle katledilirken; "Kayıp 1 milyon" davası ile ilgili Özel Yetkili Mahkeme'nin verdiği "takipsizlik" kararı "Galatasaray Teşvikten aklandı" başlığıyla veriliyor. Fenerbahçe -o zamanki ismiyle- Acıbadem'in Şampiyonlar Ligi'nde finale yükselişi "Fenerbahçe Finalde" başlığıyla sunulurken; Galatasaray'ın Kupa 2 finali "Helal Olsun Galatasaray" şeklinde sunuluyor.

Rakı şişelerinin, tribünde bıçaklanan insanların, atılan şişelerle komaya giren çocukların hesabı sorulmazken Hürriyet'in spor sayfalarında Fenerbahçe'nin sahasının kaç maç kapanacağı üzerine tahminler yazılıyor.

Hasır altı konusuna dönersek ve maddeler halinde sıralarsak;

  1. TT Arena’da Volkan Demirel’e atılan rakı şişesi.
  2. TT Arena’da taraftarın bıçaklanması.
  3. Felipe Melo’nun kafası, çıkmayan kırmızı kartları.
  4. Tendona basan Elmander’in Fenerbahçe maçı öncesi cezasının indirilmesi.
  5. Mehmet Ali Aydınlar’ın İbrahim Akın’a; “Bana Aziz Yıldırım’ı ver, sana lisansını veriyim” teklifi.
  6. Galatasaray’ın usülsüz transfer girişimleri.
  7. Çift iddianame.
  8. Trabzonspor ile AKP hakkında tapelerde yazanlar.
  9. Mecnun Odyakmaz’ın Trabzonspor’dan gelen teşvik teklifini mahkemede ayan beyan söylemesi.
  10. Hüsnü Güreli’nin kameralara yakalanan “kurtarışı”
  11. Bülent Ataman’ın çırpınışları.
  12. Tapelerde geçen; Melih Gökçek’in Aziz Yıldırım’ı dinlettiği iddiası.
  13. Erdoğan Bayraktar ve Faruk Özak’ın “ince” ayarları.
  14. Lütfi Arıboğan’ın 2. ve 3. lig takımlarına ahlaksız teklifi.
  15. Trabzonspor’un Bucaspor’dan yaptığı Sercan Kaya transferi.
  16. Tapelerde geçen; Sadri Şener’in Ankaragücü’ne Gabric’i bedelsiz verme teşvik teklifi.
  17. Tapelerde geçen; Trabzonspor’un Avni Aker restorasyonu için, 1 trilyonluk işi 6 trilyon göstererek, devleti dolandırdığı iddiası.
  18. Adnan Polat ve Kayıp 1 Milyon.
  19. Soruşturmada Özel Yetkili Mahkeme tarafından görevsizlik kararı verilmesini, Hürriyet Spor’un “Galatasaray teşvikten aklandı” şeklinde manşete taşıması.
  20. Aziz Yıldırım’ın maç maç savunması.

gibi oldukça önemli haberlerin es geçildiğini, Fenerbahçe hakkındaki her şey büyütülürken bu haberlerin değerini bulmadığını görüyoruz.

Tüm bunlar, Mehmet Arslan'ın Hürriyet Spor Servisi'ne geçişiyle birlikte meydana geldi.

Hürriyet Gazetesi, daha ne kadar Galatasaray'ın ve yan kuruluşlarının kalesi olmaya devam edecek, Mehmet Arslan önderliğindeki Fenerbahçe aleyhtarlığı daha ne kadar sürecek?

Bizler Fenerbahçe taraftarları olarak tüm bu dikkatimizi çeken saptırmalar, abartılar ve hasır altı edilen haberler için artık ya tek tek izah istiyoruz; ya da istifa çağrılarımıza cevap vermeyen Mehmet Arslan ile ilgili problemi sizlerin çözmesini bekliyoruz. Çözülmediği takdirde, sosyal medyada ara ara yaptığımız boykot çağrıları süreklilik kazanacak ve tek bir Fenerbahçe taraftarı Hürriyet'e tek bir kuruş kazandırmayana kadar devam edecektir.

Saygılarımla.

Onur iNAL

fcekirge@hurriyet.com.tr
fbildirici@hurriyet.com.tr
vdogan@hurriyet.com.tr
okur@hurriyet.com.tr

2 Mart 2012 Cuma

Para Nerde?

+ Araba nerde?

- Müşteride.

+ Para nerde?

- Yarın getirecekler.



Eminim çoğunuz hatırlamışsınızdır bu replikleri. Ortada müşteriye verilen bir çalıntı araba, ancak akıbeti belli olmayan bir para vardı. Ancak bu sefer konu araba değil. Zaten filmdeki araba da “Doğan” değil, geçelim.

“ Para nerde” sorusuna cevap arıyoruz bu sefer. Suçlamıyoruz, kelle istemiyoruz, anlayıp dinlemeden “kupamızı verin” demiyoruz ve kimseyi cezaevlerine layık görmüyoruz.

Sadece soruyoruz, çünkü açıklığa kavuşması gereken durumlar var.  Ortada bir şampiyonluk, onca emek, bir tarafta üzüntü, diğer tarafta sevinçle dökülmüş gözyaşları var. Aynı tarihlerde kasadan çıkan ve nereye gittiği belirsiz, makbuzu bulunamayan 1 milyon dolar var.

Ve verilmesi gereken bir hesaba, adlî makamlar tarafından yürütülen bir soruşturmaya rağmen hesap sormayan bir federasyon. “Suçlamıyoruz” dedik, ancak hesap soruyoruz. “Kupamızı verin” demedik ancak en azından göstermelik de olsa bir soruşturma bekliyoruz. Ve açık veren hesaplara, kayıp makbuzlara, ayyuka çıkan teşvik iddialarına karşın kılını bile kıpırdatmayan federasyon yöneticileri görüyoruz.



Adaletin Bekçileri’ne gelecek olursak;

Sürecin ilk haftasından itibaren “karar” diye tutturdunuz, “adalet” bahanesiyle sürekli Fenerbahçe’ye saldırıp durdunuz, sürekli “lekesiz” geçmişinizden dem vurdunuz. O saldırdığınız Fenerbahçe’nin cezaevinde 8 aydır linç edilen başkanı, çatır çatır hesap veriyor. Bu da, verilemeyecek hesabımızın olmadığını gösteriyor. “1 milyon dolar Song’a gitti” diyorsunuz güzel de; Song’un menajeriyle yapılan yazışmada ödenmesi gereken tutarın 113.262 euro olduğu yazıyor. Millet yarın öbür gün lazım olur diye su faturalarını dahi saklarken siz 1 milyon dolarlık makbuzu kaybettiğinizi söyleyedurun; Aziz Yıldırım mahkemede resmî belgelerle konuşuyor. Kulüpten çıkan paraları gazete kupürleriyle değil, sözleşmelerle açıklıyor.

8 aydır çekmediğimiz kalmadı, ama hiç başımızı eğmedik, halen dimdik ayaktayız. Çağlayan’daki savunmalar da gösterdi ki haklıyız, kazanacağız. Üzerimize atılmak istenen çamura rağmen somut ifadeler, net savunmalarla aklanacağız. Rüzgârın şiddeti arttı, ama yönü de değişti. Aklandıktan sonra da bu sürece dahil olan herkesten tek tek hesap soracağız. Yeter ki federasyon artık seyirci kalmasın, 2006 da adam gibi araştırılsın.

Dikkat edin adaletin bekçileri;

Böyle giderse 17’ye düşürülmek istenen şampiyonluk sayımızı 19’a çıkaracağız.


Onur İNAL
#sanasozyinebaharlargelecek