Türkiye Kupası etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Türkiye Kupası etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

16 Mart 2011 Çarşamba

118*29 - Bilinmeyen Kupalar Servisi

Nedensiz bir keyfiyet içindeyim dün akşamdan beri. Aslında keyfiyetten ziyade kayıtsızlık. İnternette dolaşan kupa geyiklerine en az "diğerleri" kadar gülüyorum; hatta paylaşıyorum bile başlıktan da anlaşılabileceği üzre. Gören de zanneder ki finale falan çıkmışız kupada. Halbuki bilmiyorlar sıkıntı yapmamamın asıl nedeni de bu zaten. Temiz temiz daha işin başında kaybolmuş olmamız.

Açayım mevzuyu isterseniz. Özellikle son yıllarda yaşadığımız kupa hüsranlarının ortak noktası neydi? Kupaya yakın noktalarda; bazı bazı yarı finallerde özellikle de finalde kaybetmemiz. Takır takır maç kaybetmeden elimizi kolumuzu sallaya sallaya finale kadar geliyorduk hatırlasanıza.. Her sene aynı muhabbet "Bu sene tamamdır; kesin bizim." E sonuç? Yıkım, hüsran ya da her neyse işte adını siz koyun. Bir şekilde hep "negatif" O noktaya kadar harcanan emek, enerji, heyecan, coşku.. Ve bir anda tamamının yerle yeksan olması. İşte bu üzer, bu moral bozar belki de travma yaşatır. Rakiplerin kupa geyikleri de üzerine tuz biber eker.

Peki bu sene ne oldu? Daha grup aşamasında Ankaragücü, Bucaspor ve Yeni Malatyaspor(Allah'tan ki "yeni") maçlarında olanlar oldu. Biz fazla heveslenmeden konu kapandı.

Bunu neden söylüyorum? Çünkü Nisan-Mayıs aylarında yaşanacak bir hüsran eğer o aylarda şampiyonluk iddiamızın devam etmesi durumunda takıımı olumsuz etkileyebilirdi. Bu durumun yarattığı deprem şu an şiddetli. Ancak atlatmak ve lige konsantre olmak için vakit var henüz.

Şimdi gelelim bu yazdıklarım için "züğürt tesellisi" diyecek olan arkadaşlara. Ben kupayı önemsemiyor falan değilim. Ancak olay o kadar traji-komik bir hale büründü ki artık sinir falan kalmadı. Kızacak köpürecek bir durum yok ortada artık. Ne ilk hüsran ne de son. Neden ben de bu işin keyfini çıkarıp biraz eğlenmeyeyim ki? Türkiye kupası dediğimiz şeyin bizim açımızdan önemi hasret kaldığımız yılların uzunluğundan ibarettir. O nedenle kazanılacak ilk kupa da semboliktir. Bir 50 yıl daha bizi idare eder.

Ve son olarak.. Fenerbahçeli arkadaşlarıma seslenmek istiyorum. Allah gecinden versin kupayı görmeden ölürüz falan diye üzülmeyin. Şayet o durumda bize öbür tarafta kabir azabı yok. Bu dünyada çekeceğimizi çektik zaten..;)

Saygılarımla..

Not: Aykut Kocaman yine yerden yere vuruluyor bu maç nedeniyle. Niyetim hocayı körü körüne savunmak olmasa da üç-beş satır karalayacağım bununla ilgili.

14 Mart 2011 Pazartesi

Türkiye Kupası Diye Bir Şey Yok

Tekrardan selamlar; bu yazıyı da geçen sezonun Türkiye Kupası Finali'nin hemen sonrasında yazmıştım. Ufak bir düzenleme ile burada da bir yayınlamak lazım diye düşündüm..
***

Türkiye Kupası diye birşey yok; en azından ben inanmıyorum.. Görmedim çünkü.. Ve ben görmediğim şeye inanmam..

Evet aslında bu işin geyiği. Görmedik, inanmıyoruz diye geyiğe vuruyoruz ama görmemek değil mevzu; hissedememek, yaşayamamak. 22 yaşındayım, yıllar yetmedi. Aslında ufak yaşlarda pek sorun etmezdim ama yaş ilerledikçe büyüdüğünü, adım adım yaşlılığa doğru gittiğini anlıyor insan. Az buz değil, 27 sene bitti.. Ve taa o zaman doğan nur topu gibi hasretimiz an itibariyle 28'inden gün aldı.

Sabırla bekledik hep. Ve her sene bıkmadan usanmadan aynı muhabbetleri yaptık. "Bu sene kesin bizim." Olmalıydı da aslında, hak ediyorduk. Bu dediklerim sakın yanlış anlaşılmasın. Her ne kadar maçı izlemesem de Trabzonspor'un kazanmayı ne kadar hak ettiğini biliyorum ama mevzu o değil. Mevzu son haftalarda gelen inanılmaz kenetlenme; mevzu haftalardır gol bile yemeden kazanma alışkanlığı edinmiş bir takım; bilet fiyatlarını ucuz tutarak bir anlamda taraftara jest yapmış bir yönetim ve bu jesti karşılıksız bırakmayarak inanılmaz bir şekilde destek veren taraftar.. Savaşan, Başkan'ın tabiriyle "Öpen" oyuncular.. Yani kısacası camia olarak müthiş bir inanış, umut. Ama olmadı. Okyanusu geçtik, gölde boğulduk..

Ve geçen seneki kupa finalinden beri söylediklerim var bir de. "Finalde bize değil Beşiktaş, Nazilli Belediyespor çıksa alamayız abi, var bir kısmetsizlik" diyordum, demez olaydım. Sanırım lanet olayına ben de inanmaya başlıyorum. Mesai saatimine denk geldiğinden maçı izlemeyerek yaptığım zorunlu totem de tutmadı zaten..

Ve son bir şey daha. Kesinlikle kaybettiğimiz için kupayı önemsiz görme, uzanamadığı ciğere mundar deme olarak algılanmasın. Hasretini çektiğimiz kupayı tabi ki almak isterdik, ama şampiyonluk kupası ile birlikte olursa. Çünkü şampiyonluk pasta ise, kupa üzerindeki çilektir. Ve biz geçen sene maalesef hem çilekten; hem de pastadan olduk son saniyede.

Ancak bu sene inanıyoruz. Yeni bir yapılanma içerisindeyiz; toparlamak zor. Anadolu devriminin de farkındayız. Sezon uzun; neler getireceği belli değil. Hep birlikte izleyelim ve ligin bize neler getireceğini görelim..

Saygılarımla..